|
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yanı sıra Avrupa Kojenerasyon Birliği (Cogen Europe), WADE (World Alliance for Decentralized Energy), REC (Bölgesel Çevre Merkezi), ASME (American Society of Mechanical Engineering), Türkiye Kojenerasyon Derneği, Elektrik Üreticileri Derneği, Rüzgar Enerjisi Santralleri Yatırımcıları Derneği, Hidroelektrik Santralleri Sanayi İşadamları Derneği gibi enerji sektörünün en önemli dernekleri tarafından desteklenen 14. Uluslararası Enerji ve Çevre Teknoloji Sistemleri Fuar ve Konferansı, 15-16-17 Mayıs 2008 tarihleri arasında, ’ Enerji Verimliliği, Yenilenebilir Enerji Eksenlerinde Türkiye için Sürdürülebilir Enerji Politikaları ve Arz Güvenilirliği’ ana temasıyla şekillenen program çerçevesinde, Türkiye’nin ekonomi ve sanayi başkenti İstanbul’da WOW Convention Center’da gerçekleştirilmiştir. AÇILIŞ KONUŞMALARI ICCI 2008 Organizasyon ve Danışma Komitesi Başkanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Vekili Sayın Selahattin, Türkiye Kojenerasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Özkan Ağış; TMMOB (Türkiye Mühendisler ve Mimarlar Odası) Başkanı Mehmet Soğancı, EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) Başkanı Hasan Köktaş, TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. M. Hilmi Güler açılış konuşmalarında yer almışlardır. Selahattin Çimen ICCI 2008’in açılış konuşmasını yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Müsteşarı ve ICCI Organizasyon ve Danışma Komitesi Başkanı Selahattin Çimen, dünyada ve Türkiye’de son derece önemli gelişmeler olduğunu, enerjide arz güvenliği ve sürdürülebilir enerjinin bugün dünyadaki tüm ülkelerin ve ülkemizin en önemli gündem maddesi olduğunu dile getirdi. “2007 yılı itibariyle birincil enerji tüketimimiz 100 milyon TEP düzeyinin üzerine çıktı. Yine elektrik tüketimimiz 190 milyar kWh düzeylerinde gerçekleşti. Önümüzdeki döneme baktığımız zaman, özellikle elektrik sektöründe ve birincil enerjide dünyadaki gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımızda, Türkiye’de son 10-20 yılda izlediğimiz yüksek talep artışı hızının aynı şekilde devam edeceğini ve 2020’li yıllarda Türkiye’nin birincil enerjide 222 milyon TEP tüketim seviyelerine, yine elektrik enerjisinde de 500 milyar kw/h tüketim düzeyine erişeceğini öngördüklerini dile getirdi. Bununla birlikte gelecekteki enerji yapımızı daha güvenilir temellere oturtmak hepimizin sorumluluğu. Çünkü dünyada bir yandan enerji tüketimi artarken bir yandan enerji kaynaklarının erişim için büyük bir mücadele sergileniyor. Diğer taraftan da özellikle enerjiden kaynaklanan çevre sorunları artık sürdürülebilir enerji yönetimini bizlerin gündemine sokmuş bulunuyor. Çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürmek ve yönlendirmek durumundayız. Bu doğrultuda mutlaka ve mutlaka son 5-6 yılda yerli kaynakların kullanımına, enerji verimliliğin artırılmasına önem verdik. Önümüzdeki dönemde de bu tür politikaların aksatılmadan sürdürülmesi güvenilir bir enerji geleceği için büyük önem arz etmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, su kaynaklarımızın yüzde 40’ını kullanmış durumdayız. İnşaat halinde özel sektörün ilgisiyle lisans almış yatırımları dikkate aldığımızda önümüzdeki 3-5 yıllık bir süre içinde artık bu kaynakların yarısını kullanmış olacağız. Yine rüzgara baktığımızda, yine çok uzun olmayan bir süre öncesine kadar 17 MW kurulu gücümüz varken, bu rakam 280 MW düzeyine ulaşmış durumda. Bu yılın sonuna kadar 500’lere ulaşacak. Hedefimiz 2015 yılında 4-5 bin MW düzeyine erişmesidir” şeklinde görüşlerini dile getirmiştir. Özkan Ağış Selahattin Çimen’in ardından bir konuşma yapan Türkiye Kojenerasyon Derneği Başkanı Özkan Ağış ise; kalan petrolün bizi 55 yıl, doğalgazın da 60 yıl idare edeceği hesaplarının ve bütün enerji kaynaklarında (kömür dahil) tüketim artışlarının devam etmesinin, çok yüksek verimli enerji üretim teknolojilerine hücumu başlattığını ifade etti. Enerji Bakanlığı’nın yaptığı olumlu işlerden bahseden Ağış, bunun yanında daha yapılması gereken işler olduğunu dile getirerek bunları şöyle özetledi: Bu yıl ETKB’na ikinci defa sunduğumuz ve AB’nin 4 yıl önce uygulamaya koyduğu ‘’Cogeneration Directive’’ yani Yüksek Verimli Kojenerasyon Yasası Tasarısı, ‘’Enerji Verimliliği Kanunu’’ çerçevesine sığdırılabilirdi. Bu fırsat kullanılamadı. Şimdi hiç olmazsa, halen TBMM enerji komisyonunda olan, 4628 sayılı ‘’Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Yönelik Kanun Tasarısına’’ dahil edilebilir. Bu yapılabilirse sadece Kojenerasyon Tesislerinde yılda 3,0 milyar m³ doğalgaz tasarrufu sağlanacağını bunun da 1,2 milyar dolarlık ithal tasarrufu olduğunu bilgilerinize ve takdirlerinize sunuyorum. • Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üretecek tesislerin lisans esaslarının tespitinde ETKB (Bağlı kuruluşlar dahil), EPDK ve DSİ üçgenindeki strateji, politika ve kararlarda gördüğümüz farklılıklar sektörde karmaşa yaratmakta ve yatırımları geciktirmektedir. Bu üçgeni teşkil eden köşelerin kenarlarıyla barışık bir düzlemde çalışmalarını görebilmenin özlemi içindeyiz. 78.000 MW’lık rüzgar lisans başvurusunun ve 8.000 MW’lık hidrolik santral başvurularının hakkaniyetle değerlendirileceği bir yapısal ve yasal platforma ülkemizin acilen ihtiyacı var. • Ülkemizde 2 yıldan beri yaşadığımız elektrik arz sıkıntılarının bu yaz bölgesel kesintilere kadar büyüyeceğini üzülerek seyrediyoruz. Geçen yıl 30.500 MW olan yaz puantının bu yıl 32.500 MW’a kadar yükselebileceğini hesaplıyoruz. Hesabımızın bazını, elektrik tüketiminin geçen yıl %7, klima satışlarının da %17 artmış olması teşkil ediyor. Şimdi bu durumda, Otoprodüktörlerin ürettiği fazla elektriğin sadece %30’unu satabilme mantığını anlamamız mümkün değil. Bu hususun 4628’in revizyonu içinde düzeltileceğini umuyoruz. • Rüzgarcıların dağıtım bölgelerine bağlantı sorunları çoğunlukta, hidrolikçiler ise ‘’su katkı payı’’ tartışmaları içinde. • Yenilenebilir Enerji Kaynaklarımızı birinci öncelikle değerlendirirken, bunlarla her yıl ihtiyacımız olan 3500 MW’lık yeni üretim kapasitesini yaratabilmemiz zor görünüyor. Diğer kulvarda da temel(baz) yük ihtiyacını karşılayacak büyük santrallere de ihtiyaç var. Bunlar büyük kapasiteli linyit, ithal kömür ve nükleer santrallerdir. Bu santraller ancak hacimli kredilerle kurulabilir. Projelerin kredi bulabilmesi, ‘’bankable’’ olabilmesine bağlı. Bunun için üretimi satın alma garantisi yetmeyebilir. Hazine garantisinin gerekli olduğu durumlarda (mesela Nükleer Santrallarde) fazla tutucu davranmanın yatırımları geciktireceğine inanıyorum. Elektrik ve gaz piyasası operasyonlarına da değinen Özkan Ağış sözlerini şöyle sürdürdü: “Arz/talep dengesinin bozulması yani arz güvenliğinin azalması elektrik fiyatlarının sadece puant saatlerinde değil gündüz saatlerinde de yüksek seviyelerde seyretmesi zeminini oluşturmaktadır. Gelecek yıllarda elektrik fiyatları daha da yükselecektir. Arz güvenliği azaldıkça, TEDAŞ’ın uygulamada tuttuğu sanayi satış fiyatları, piyasa fiyatlarının yükselmesine engel olamayacaktır. Bu duruma senelerdir ihmal edilmiş olan yatırım teşviklerinin zamanında konulmamış olmasıyla gelinmiştir. Yatırım ortamının güven vermesi için, bir takım teşviklerin TBMM platformuna gecikmeli olarak da olsa taşınmış olmasını, yerli linyitlerimizle çalışacak santrallere elektrik satın alma garantisi verilmesini bu yolda atılmış çok olumlu adımlar olarak gördüklerini belirtti.” Yatırımcılara da seslenen Özkan Ağış, Türkiye’de enerji yatırım atmosferinin hiçbir zaman bu kadar olumlu bir duruma gelmediğini vurguladı. Mehmet Soğancı ICCI 2008 açılışında bir konuşma yapan TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı da bugüne kadar izlenen politikalar sonucunda ülkemizin enerji ihtiyacını kendi özkaynaklarından değil, ağırlıkla dışarıdan satılan alarak karşılayan bir duruma geldiğini vurguladı. Soğancı, ülkemizde yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji ihtiyaçlarının çok önemli bir bölümünü karşılayabilecek potansiyele sahip olunmasına karşın, bu kaynakların başarılı birkaç adım atılmasına rağmen hiç kullanılmamakta ya da potansiyelin çok altında değerlendirilmekte olduğunu söyledi. Soğancı şöyle dedi: “Enerji ithalatı 2006 yılında 29 milyar dolar, 2007 yılında 33,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Petrol fiyatları bugün 120 dolar düzeyindedir. Bu fiyat artışının sürmesiyle toplam enerji arzında petrole yüzde 35 ve doğalgaza yüzde 28 bağımlı olan Türkiye ekonomisinin de olumsuz etkileneceği açıktır. Sadece enerji fiyatlarının artma eğiliminde olması değil, yüksek ithalat bağımlısı olduğumuz ülkelere yönelik arz güvenliği kaygıları da enerji ajandamızın başında yer alan diğer bir husustur. İklim değişimi de Türkiye’nin kaçınılmaz şekilde ve bir an önce enerji sektörünü gözden geçirerek fosil yakıt kullanımının azaltılması ve yenilenebilir kaynakları kullanmak üzere düzenlemeler yapmasını zorunlu kılmaktadır. Son üç yılda MTA, DSİ, TAİ ve benzeri kuruluşlarca eşgüdümlü olarak yeniden başlatılan kömür arama çalışmaları Türkiye için olumlu bir gelişmedir.” Hasan Köktaş EPDK Başkanı Hasan Köktaş ise yaptığı konuşmada özelleştirmelere verdikleri öneme değindi. “Ülkemizin ekonomik gerçekleri ile yatırım olanakları dikkate alınarak enerji etkinliği ve verimliliği için, kamu işletmeciliğinin sektörün bugünü ve geleceğinde söz sahibi olduğu tek oyunculu yapıdan, sürece özel sektörün de katıldığı, çok oyunculu serbest piyasa yapısına geçişin sağlanması gerekmektedir. Bu yapının oluşmasının bir boyutu özelleştirmelerdir, bir başka boyutu maliyet esaslı fiyatlandırmadır, bir diğer boyutu ise enerji politikalarında ve karar süreçlerinde herkesin önünü görebilmesini sağlayacak, öngörülebilirliği yüksek bir piyasa yapısıdır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu olarak üzerinde en fazla durduğumuz konulardan biri özel sektörün enerji piyasasında etkin bir rol almasıdır.”şeklinde konuşan Köktaş, ayrıca doğalgaz kontrat devirleri konusuna değindi. Köktaş konuyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: “Bugüne kadar yapılan kontrat devri ihaleleri sonucu ancak 4 milyar metreküplük bir kısım yani yaklaşık olarak piyasanın yüzde 10.66’lık bölümü özel sektör şirketlerine devredilebilmiştir. Özel sektörün payı ile yıl sonunda yaklaşık 1 milyar metreküp olması beklenen ulusal doğalgaz üretimi düşüldüğünde, BOTAŞ kanuni sürenin sonunda piyasanın yüzde 20’sine değil yaklaşık yüzde 86.6’sına sahip konumda olacaktır. Doğalgaz piyasasındaki mevcut yapı sürdürülebilir değildir. Bu kapsamda, ülkemizin doğalgaz mevzuatının değiştirilmesi de dâhil olmak üzere, özel sektör şirketlerinin doğalgaz ithalatının kademeli olarak serbest bırakılmasından, kontratların özel sektöre devirlerinin yöntemi ve takviminin yeniden belirlenmesine kadar her türlü yeni model arayışını içeren çözümlere ihtiyaç bulunmaktadır.” Dr. M. Hilmi Güler Son olarak söz alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. M. Hilmi Güler ise yaptığı konuşmada Avrupa ülkelerinin yıllık elektrik tüketimi artışı yüzde 1-2 olurken ülkemizde yüzde 8,5 civarında olduğunu vurguladı. Türkiye’nin elektrik ve doğalgaz artış oranında Çin’den sonra dünya ikincisi olduğunu ifade eden Güler, sadece TEDAŞ’ın 880 bin km dağıtım kablosu bulunduğunu dile getirdi. Özelleştirme konusuna da değinen Bakan Güler, 2004 yılında TEDAŞ’ı özelleştirdiklerini, bundan önce 3 tane büyük santrali verdiklerini, barajları verdiklerini söyledi. Güler, kömür sahalarının özelleştirilmesi sonucu oralarda üretimin 20 kat arttığını dile getirdi. Güler konuşmasına şöyle devam etti: “Petrol piyasasının liberalleşmesi başlı başına bir devrimdir. Bu yasaları çıkarırken karşılaştığımız durumlar son derece önemli. Bir insanın huyunun değişmesi ne kadar zorsa bir sektörü düşünün. Bunu yaparken petrolü 22 dolardı, şimdi 125 dolarları konuşuyoruz. Bütün bunlara rağmen hem uyguladığımız elektrik ve doğalgaz fiyat politikasıyla sanayiyi destekledik, dar gelirliyi, ticareti, turizmi düşündük, hem de yatırımları teşvik ettik. Sadece DUY ile yaptığımız çalışmayla 13 bin MW’lık bir müracaat oldu. Sadece cumhuriyet döneminde DSİ’nin yaptığı barajların toplamı 12 bin MW. Üstelik bu dönemde elektrik üretiminde yüzde 50’ye yakın bir artış oldu. Yani Türkiye’nin bütün dönemlerde ürettiği elektriğin yüzde 50’si bu dönemde üretildi. Bunun dışında ayrıca yüzde 35’lük bir kurulu güç artışı meydana geldi.” Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. M. Hilmi Güler, bakanlığın yaptığı çalışmalar hakkında bir de sunum yaptı. 1.PANEL Enerji Sektörünün Kamu ve Özel Sektör Açısından Değerlendirilmesi Panel Başkanı Süreyya Yücel ÖZDEN’in (DEK / TMK Başkanı) • Ülkemiz, birincil enerji kaynakları açısından % 70’leri aşan oranda dışa bağımlı, • Ham petrol ve doğalgaz alımı için yapılan ödeme 30 milyar Dolar düzeyinde, • Bu durum dış ticaret dengesi için önemli bir sorun, • Doğalgaz konusunda “transit”, genel petrol enerjisi açısından “terminal” olma isteğimiz var, • Ulaştırma sektörümüzde, vergiler açısından bakılınca, “pahalı” yakıt kullanan bir ülkeyiz, • Birincil enerji kaynakları olarak, kömür rezervi, su, rüzgâr ve güneş ve hatta jeotermal’de küçümsenmeyecek olanaklara sahibiz, fakat, henüz, bu olanakları iyi değerlendirdiğimizi söyleyemiyoruz, • Birincil enerji için yıllık talep artış oranımız % 5 düzeyinde seyrediyor, bu talep artışının nasıl karşılanacağı önemli bir sorun, • Elektirik enerjisi baktığımızda, şunları görüyoruz : Kurulu güç : 41 500 MW., üretim : 2008’de yaklaşık 200 milyar KWh olacak, talep artışı : % 8, kişi başı elektirik tüketimi yaklaşık 2500 KWh., anacak dünya ortalaması civarında, • Gelecek on yılda, ülke kurulu elektrik üretim gücünün yaklaşık 80 000 MW.’ a yükseltilmesinin zorunlu olduğu öngörüsü yapılmakta, • 2001 yılında 4628 sayılıYasa’nın kabulü ile enerjide “Serbest Piyasa” ya geçme kararı verilmiş ve EPDK kurulmuş, • Ülkemiz üç defa nükleer santral ihalesi açmış ve son anda iptal etmiş, • Ülkemizde, enerjinin verimli kullanımına ilişkin sorunlar var, elektrik dağıtım sistemlerinde kayıp-kaçak oranı yüksek, • Enerji-çevre ilişkisi bakımından duyarlıklık artmakta, • Atmosfer kirlenmesi ve karbon ticareti gibi konularla yeni tanışmaktayız, ve • ARZ GÜVENLİĞİ gibi önemli endişemiz var. Daha başka bir çok ayrıntı dile getirilebilir, ancak, zaman sınırlamasını ve değerli panelistlerimizin de değinebileceklerini dikkate alarak, ben daha fazla anlatmak istemiyorum. Sadece karşımızdaki fırsatları ve tehditleri kısaca belirtmeyi faydalı görüyorum : Fırsatlarımız : Enerjide Avrupa için bir “geçiş ülkesi” olabilme durumundayız. Petrolde “terminal ülke” olabilme şansımız var. Su, rüzgâr, güneş, kömür ve jeotermal gibi yerli kaynaklarımız var. Makro ekonomik göstergeler açısından “istikrar” sağlamış haldeyiz ve genç bir nüfus yapısına sahibiz. Tehditler : Petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olan ülkelerin bu durumlarını uluslararası ilişkilerde bir araç olarak kullanmaları, petrol ve doğalgazda fiyat artışları, elektrik, gaz ve petrol ürünlerine olan talep artışı, elektrik üretim, iletim ve dağıtım tesislerindeki kapasite yetersizliği, Güney Doğu Asya ülkeleri, özellikle Çin ve Hindistan’daki gelişmelerin dünya piyasalarına etkileri üzerinde durulmuştur. POLİTİK FORUM Enerji Sektörünün Politik Açıdan Değerlendirilmesi’ başlıklı forum Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin tarafından yapılmıştır. Politik Forumda milletvekillerimiz; İzmir Milletvekili - MHP Grup Başkan Vekili Dr. Oktay Vural, CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, AKP Kayseri Milletvekili Taner Yıldız yer almıştır. Oturum:2 Yenilenebilir Enerji-Bölüm:1 Oturum Başkanları: Metin Atamer- RESYAD Genel Sekreteri ETKB-EEİ den sayın Mehmet Çağlar, Türkiyede bulunan mevcut kurulu gücün üretim yelpazesini özetliyerek bu yelpazenin içindeki rüzgarın yerinden bahsetti. Yenilenebilir enerji santralları ile ilgili gerekli yasal duzenlemelerde kurumun aktif işlevi dile getirildi. Soenke Paulsen mevcut ruzgar türbinleri hakkında bilgi vererek gelecek nesil rüzgar türbinleri konusunda enerji üretimi artışına yönelik teknolojilerden bahsetti. Rüzgar potansiyelinin Türkiye için ne anlama gelmesi konusunda fikirleri aktardı. Micheal Zarin Türkiye nin sahip olduğu rüzgar potansiyeli konusunda bilgi Verdi. Bu mevcut potansiyele yatırım yapılmasının doğal olduğunu vurgulayarak Türkiye de yasal düzenlemelerin yeterli olmadığına değindi. Prf. Dr. Jorgen Hojstrup rüzgar verilerinin doğru değerlendirilmesinin gerekli olduğunu söyliyerek ,rüzgar rejiminin değerlendirilmesinin önemini belirtti. Dr.Helmut Klug Türkiye nin çok uzun kıyı şeridine sahip olduğundan çok geniş ruzgar potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Rüzgar enerji potansiyelinin diğer enerji kaynaklarının arasındaki önemini belirterek yatırımcıları türbin üretiminin teşvik edilmesi gereğini anlattı. Lisans uygulamalarındaki problemler, türbin seçimleri ve değerlendirilmesi konuları konuşmacılara aktarıldı ve cevaplar verildi. Oturum Başkanı Metin Atamer özet olarak verilen tebliğlerde Türkiyenin rüzgar konusunda bir potansiyel olduğunu bütün konuşmacıların belirttiğini ,bu nedenle türbin üretimi için yatırımcıların daha dikkatli olmasını ,türbinlerin ülke içinde üretiminin proje maliyetini düşüreceğini belirterek , EPDK ile proje sahiplerinin aralarındaki sorunların ,yatırımci özel sectörü en azından bir temsilcisinin EPDK yönetimde bulunması sorunları merkezinde çözeceğini vurgulayarak oturumu kapattı. Oturum:2 Enerji Yatırımlarının Finansmanı (Oturum Başkanı: Ferda Besli-AKBANK Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı) Raymond Ellis- US Ex-Im Bank Başkan Yardımcısı Enerji projelerinin yapılandırılması ve finansmanı konusunda US Ex-Im Bank’in sunduğu kredi şartları, vade, ücretlendirme detayları anlatılmış ve finansman sağlanan projelerden örnekler verilmiştir. Bekir Yıldız – Akbank Ticari Bankacılık Bölüm Başkanı Akbank’ın enerji projelerindeki kredilendirme süreci, istenen belgeler, proje fizibilitesinde dikkat edilen finansal oranlar ve finansal olmayan taahütler, teminat, vade ve fiyatlandırma konularında anlatımlara yer verilmiştir. Burak Akgüç – TSKB -Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Kredi Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Sunumda TSKB ve faaliyetleri konusunda bilgi verilerek, fon kaynakları, kullandırdıkları kredilerdeki limit bilgileri, enerji projelerinin değerlendirilmesinde dikkat ettikleri unsurlar anlatılmış ve finansmanını yaptıkları projelerden örnekler sunulmuştur. Can Atacık - Daruma Corporate Finance Kurumsal Finans, Finansal Analiz ve Yapılandırma Yöneticisi Yenilenebilir enerji projeleri, hidroelektrik ve kömür Santralleri, atık enerjisi, orta ölçekli kojenerasyon projeleri veya otoprodüktörler enerji finansmanının Daruma'nın ilgi alanına girdiği belirtilmiştir. Meltem Aydın –(Borusan Güç Sistemleri, Mali İşler ve Müşteri Finansmanı Müdürü) Dünyada 30 milyar USD aktif büyüklüğüne sahip olan Cat Finance’in ürettikleri gaz motorlarının finansmanını yaptığı, müşterilerin taleplerine göre esnek finansman yapıları oluşturabildikleri ifade edilmiştir. Oturum:3 Yenilenebilir Enerji-Bölüm:1 Oturum Başkanı: Prof. Dr. Necdet Altuntop-GÜNDER Yönetim Kurulu Başkanı Zoltan Edes: Alternatif enerji kaynağı olarak biogazın avantajlarına dikkati çekerek, biogaz ilgili olarak üretim süreci, iş geliştirme ve tesis kurulumu hakkında bilgi verdi. Almanya’da biogazın gelişiminin yanı sıra bu ülkedeki biogaz know how’ı , tesis işletmeciliği ve ar-ge hakkında da bilgi vermiştir. Selkan Polatkan: Güneş Elektriği Sistem Analizi, kurulum ve işletimi üzerine bir rapor sunmuştur. Güneş pillerinin teknik özellikleri, temel kavramlar ve güneş enerjisi ile ilgili bilgi vermiştir.Sistem kurulumu, ülkemizdeki potansiyel kaynak ve mevcut durum hakkında da bilgi vererek, Türkiye için sistem verimliliğine değinerek maliyetlerin 2008 yılı için ortalama bilgisini de vermiştir.Son olarak enerjide bağımsızlık ve gelecek nesillere bırakılacak kaliteli yaşamlar için ülkemizin bir an evvel temiz enerji kaynaklarına dönmesi gerektiğini ve başta güneş enerjisi olmak üzere bu tür teknolojilerin tanıtımlarının yapılması gerektiğini belirtti. Günter Funke/ Fahrettin Tanınmış: RES yatırımlarının önemine işaret ederek, beton kule üretim teknolojilerine ve yeniliklerine değinmiştir. 90m ve üzeri beton kule üretimi hakkında bilgi vererek çelik betonlarla arasındaki yükseklik, bakım, korozyon, ömür verim gibi benzeri konulardaki farkları anlatmıştır. Dr.Atilla Ersöz:DPT ve Tübitak-Mam tarafından yürütülen Hydepark projesi hakkında verdi.Doğalgazdan hidrojen üretimine yönelik reformer reaktörlerin çalışma koşulları, tasarımı, optimizasyonu ve hidrojen depolanması hakkında bilgi verdi. Marcel Van Halten: Yenilenebilir enerji santrallerinde uzaktan izleme ve teşhis sistemleri hakkında GE teknolojileri ile ilgili olarak bilgi verdi. Oturum:4 AB ve Türkiye Enerji Sektörü (Oturum Başkanı: Nail Olpak-MÜSİAD Enerji Sektör Kurulu Başkanı) Genel olarak bu oturumda Türkiye ve AB enerji sektörünün karşılaştırılması yapılarak, AB Enerji sektöründeki yeni eğilimler ve gelinen sonuçlar ele alınmıştır. Ayrıca tüm dünyadaki enerji trendleri özetle değerlendirilmiş, değişen küresl enerji ve çevre politikalarından Türkiye adına gerçekleşecek yeni açımlar ele alındı ayrıca EPDK tarafında spesifik olarak Avrupa elektrik piyasasındaki son gelişmeler üzerinde duruldu. Oturum:5 Enerji Teknolojileri/İşletme-Bakım (Oturum Başkanı: Dr. Arnold Hornfeld-TÜSİAD Enerji Komisyonu Başkanı) Yenilenebilir enerji ve fosil yakıtlı enerji santrallerinde işletme ve bakım ile ilgili bilgiler verildi. Rüzgar tesislerinde yönetim sistemine SCADA veri toplama entegrasyonu hakkında bilgi verildi. Doğalgaz motorlarının beş yıllık period içerindeki performansları hakkında da bilgi verildi.Ayrıca ileri varlık yönetimi, bununla ilgili analiz ve uygulamalar da anlatıldı.Hidrojen soğutmalı jeneratörlerde hidrojen ve nem analizi konuları ele alındı.Son olarak enerji işletmelerinde kurumsal kaynak planlaması ve kazandırdığı avantajlar hakkında bilgi verildi. PANEL:2 Elektrik Piyasası ile ilgili Değerlendirmeler (Oturum Başkanı: Halil Alış (TEİAŞ Genel Müdür Yardımcısı) Türkiye elektrik piyasası üzerine EÜD, EPDK, ETKB ve özel sektör tarafından önemli değerlendirmeler yapılmıştır.Elektrik sektöründeki liberalizasyon, piyasa mekanızmasındaki sorunlar ve neticesinde karşılaşılan problemler hakkında yatırımcılara bilgi verilmiştir. Elektrik piyasasının 4628 sayılı kanun çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır.Kısa dönemli SDF tahminleri üzerinde durulmuştur. Organize sanayi bölgelerinin enerji sorunları hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak elektrik piyasasının yatırım açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Oturum:6 Enerji Teknolojileri ve Yeni Teknoloji Uygulamaları (Oturum Başkanı: Prof. Dr. Mustafa Tırıs-TÜBİTAK-MAM) Yeni jenerasyon hava kaynaklı ısı pompalarının ısıtma ve soğutmadaki kullanımı hakkında alman know how’ı ile üretilen teknolojiler hakkında bilgi verildi. Enerji tesislerinde sıkça tercih edilen gaz türbinlerindeki son gelişmeler hakkında da bilgi verildi. Atıksu arıtma tesislerinde enerji üretimi için CHP modüllerinin kullanımı ile ilgili örnekler verildi. Çevre ile ilgili son olarak karbon gazı tehdidi altındaki dünyada kömür gazlaştırmanın önemi ve bununla ilgili teknolojiler hakkında da bilgi verildi.Ayrıca global anlamda enerji talebindeki artış ve buna karşılık tedarikçilerin kaynak ve kapasite olarak durumları hakkında bilgi verildi. Oturum:7 Enerji ve Çevre (Oturum Başkanı: Prof. Dr. Veli Deniz-Kocaeli Üniversitesi Enerji üretimi ve çevre arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekilerek, sürdürülebilir kalkınma ve finansal kurumlar için çevresel riskler, sürdürülebilir kalkınma göstergeleri ve faaliyetler hakkında TSKB tarafından önemli bilgiler verildi. Kyoto’nun yeni enerji yatırımlarına katkısı üzerine verilen bilgilere ek olarak, Türkiye’nin Kyoto’ya katılımının ektikleri üzerinde duruldu, karbon ticareti için uygun teknolojiler, projeler hakkında detaylı bilgilerde verildi..Ayrıca enerji güvenliği ve UNFCCC poliltikaları açısından Türkiye’deki gelişmeler hakkında ETKB tarafından detaylı bilgiler verildi. Oturum:8 Gönüllü Karbon Piyasaları ve Enerji Sektörü (Oturum Başkanı:Yavuz Aydın-GE Enerji, Enerji Hizmetleri Direktörü) Atmosfere Sera gazi salımlarını azaltmak uzere gonullu olarak biraraya gelen firma, kurum, kurulus ve sahislar dunya capinda bir organizasyon olusturmustur ve bir finansal birikim gerceklestirmistir. Bu organizasyonun amaci karbon salimina yolacan havayollari, endustriyel uretim sirketleri, fosil yakitla enerji ureten sirketlerin veya gonullu olarak karbon salimini azaltmayi amacliyan kurumlarin biriktirdigi fonlarin, muhtelif yollarla karbon salimini azaltan kuruluslara kullandirilmasidir. Bu baglamda, ozellikle "yenilenebilir" kaynaklarla enerji ureten tesisler, karbon salimini onemli oranda azalttigi veya "sifir" karbonla enerji urettigi icin gonullu olarak biriktirilen bu ortak fonlari kullanip projelerin finansman yapisina destek elde etmektedirler. Ornek olarak Ruzgar Enerji Santrallerinde (RES) uretilen herbir kWh enerji, 5 cent'e varan duzeyde finansal yardim alabilmektedir.. Turkiye'de henuz proje asamasindaki RES'lerin buyuk cogunlugu bu fonlardan yardim almak uzere gerekli basvuruyu yapmis, hemen hemen tamami uygun gorulup sertifikalandirilmistir. Gonullu karbon piyasalarinin olusturdugu bu fonlar, tum yenilenebilir enerji uretim tesisleri tarafindan kullanilmaya acik olup tum proje sahiplerinin gerekli dokumantasyonu tamamliyarak basvurularini yapmasi tavsiye edilmektedir. Oturum:9 Kojenerasyon ve Türkiye’deki Durum (Oturum Başkanı: Özkan Ağış-Türkiye Kojenerasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı) Enerji verimliliği kanunu ile ilk defa kojenerasyonun tanımının yapılması, desteklenmesi ve teşvik edilmesi konuları ele alınmıştır. Kojenerasyon teknolojileri, maliyetleri, enerji verimliliği emisyonların azaltılması konularındaki faydaları vurgulanmıştır.Yalnızca kendi için elektrik üreten tesisler,otoprodüktörler ve elektrik üreticileri arasındaki farklılıklar açıklanmıştır.Ayrıca uygulama alanı olarak butik otel, alışveriş merkezleri, havaalanlarında yapılan mikro kojenerasyon ve trijenerasyon uygulamaları hakkında da teknik sunumlar yapılmıştır. Oturum 10: Enerji Verimliliği (Oturum Başkanı: Mehmet Çağlar-EİEİ Genel Müdür Yardımcısı) Enerji verimliliği içerisinde yer alan bölgesel ısıtma ve bunun sürdürülebilir kalkınmadaki yeri, bölgesel ısıtma için potansiyel Pazar, çevresel faydaları ve teknik olarak uygulamaları hakkında bilgi verildi. Enerjinin verimli kullanımının hayata geçirilmesi için alınması gerken tedbirler kısa ve uzun vadeli olarak ele alınmış, bunun yerleşmesi gereken bir bilinç olarak ele alınması gerektiği vurgulanarak ülke çapında bir seferberlik ve atak gerektirdiği belirtilmiştir. Enerji sektöründeki verimlilik göstergeleri enerji kaynakları bazında etkililik ve etkinlik açısından anlatılmıştır. Oturum 11: Enerji Koridoru ve Terminali Olarak Türkiye’nin Rolü (Oturum Başkanı: Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu-İTÜ) Bu oturumda Türkiye’nin enerji nakli için çok önemli bir geçiş yolu olmasının ötesinde bir enerji istasyonu haline gelmesinin önemi üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte özellikle İstanbul boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale’den oluşan Karadeniz’den Ege’ye kadar uzanan 304 km’lik doğal bir su yolu olan Türk boğaz sisteminde, doğal ve yapay nedenlerden dolayı petrol naklinin yarattığı ciddi hayati ve çevresel tehditler üzerinde de durulmuştur. Doğalgazda arz güvenliği BOTAŞ’ın bu noktadaki konumu ve önemi, ticaret merkezinin oluşturulması gibi konularda ele alınmıştır. Türkiye enerji yolu olarak sadece petrol ve doğalgaz olarak ele alınmayıp elektrik piyasası olarak da ele alınmıştır. AB İç elektrik piyasasının oluşturulması ile ilgili çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Oturum 12: Doğalgaz, Petrol ve Katı Fosil Yakıtlar (Oturum Başkanı: Fatih Dönmez- EPDK Kurul Üyesi) Doğalgaz piyasasındaki gelişmeler; ithalatçı, iletimci, dağıtımcı vb. diğer piyasa oyuncularının karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri çerçevesinde yapılmış, piyasa faaliyetlerine ilişkin nümerik bilgiler verilmiştir. Özellikle Botaş ın tekel yapısının devam etmesi ve ithalat devrinin kanunda öngörüldüğü şekilde yapılamamasının serbest piyasanın gelişimine engel olduğu ve duruma gerekirse yeni bir yasal düzenlemeyle son verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Petrol piyasasında ise Türkiye de hukuki geçmişi değerlendirilmiş ve yurtdışından örneklerle desteklenmiştir. Son dönemde EPDK düzenlemeleri ile yeni bir boyut kazandığı, piyasa oyuncularının uyması gerektiği bir çok teknik ve hukuki durumun oluştuğu, piyasa aktörlerinin buna uyum sağlamada bazı zorluklar yaşadığı ifade edildi. Milli menfaatlerin korunmasında ve verimlilik konularında daha duyarlı olunması gerektiği vurgulandı. Katı Fosil Yakıtlar konusunda ise yerli kaynakların yeterli olduğu ve mutlaka öncelik verilmesi gerektiği, ithalata dayalı birincil enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının azaltılması gerektiği vurgulandı. Kömür rezervlerinin hem ülkemizde hem de dış dünyada petrol ve doğal gaza göre daha fazla olduğu, ülkemizdeki düşük kalorili linyit kaynaklarının yeni teknolojilerle verimliliğinin artırılabileceği, çevresel etkilerinin de azaltılabileceği değerlendirildi. Oturum:13 Enerji Teknolojileri (Oturum Başkanı: Prof. Dr. Abdurrahman Satman-İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü) Sunumlarda değiniler konular: - Türkiye’nin önemli enerji kaynaklarından birisi olan kömürden doğal gaz eldesi, Türkiye kömürlerine uygun teknolojinin seçimi ve sistemin önemli donanımları, - Sanayi tesislerindeki elektrik sistemlerinin iyileştirilmesi, modellenmesi ve yönetimi, - Enerjinin termofiziksel ölçümü, kullanılan birimler ve terminoloji, kullanılan donanımlarla ilgili bilgiler, binalarda enerji verimliliğine yönelik cihazların tanıtımı, - Atık çamurlardan yararlanma olanakları, - Radyatörlerdeki yeni teknolojiler ve gelişmeler. Oturum sonrasında yapılan soru-yanıt bölümünde sunulan bildirilerle ilgili ek açıklamalar yapıldı, bildirilerde sunulan teknolojilerin ekonomisi tartışıldı. Oturum:14 Enerji Piyasaları ve Yeni Açılımlar (Oturum Başkanı:Ömer Özdemir (Türkiye Kojenerasyon Derneği Yönetim Kurulu Üyesi) Rüzgar santrallerinin ulusal elektrik şebekelerine entegrasyon sorunları ve bu bu sorunların ortaya çıkarttığı maliyetler üzerinde durulmuştur. Ulusal şebekelerin kararlılık ve planlama açısından dinamik analizlerinin yapılmasının önemi de vurgulanmıştır. Yeni bir alternatif açılım olarak hidrojen enerjisi detaylı olarak ele alınmıştır. Son olarak enerjide küreselleşme ve liberalleşme eğilimine bağlı olarak enerjide sektöründe yer alan tahkim konusu hakkında bilgi verildi. Avrupa enerji pazarı- liberalleşme ve Akdeniz Birliği Projesi ve ortak enerji pazarı hakkında da bilgi verildi. Enerji de dahil olmak üzere uluslar arası ticari anlaşmazlıklardan kaynaklanan her türlü ihtilaf için tahkimin alternatif bir yargı metodu olmaktan çıkıp genel bir mekanizma yerine geçmesi gerektiği vurgulanmıştır. Oturum:15 Nükleer Enerji (Oturum Başkanı: Prof. Dr. Mehmet Tomak-ODTÜ) Bu oturumda hem politik hem de sosyolojik açıdan ülkemizde çok fazla tartışılan nükleer enerji konusu ele alınmıştır.Geçmişte ve ülkemizde nükleer alanda bugüne kadar yapılan çalışmalar ve son gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir.Son birkaç yıl içerisinde fosil kaynaklarda azalma, yenilenebilir kaynak kullanımında üst sınırlara gelinmesi ve küresel ısınmanın neticesinde nükleer santrallerin yeniden gündeme gelmesini ve Avrupa’da son dönemde başlatılan çalışmalara dikkat çekilmiştir.Türkiye’de 1956 dan beri atılan ilk adımlar ve bugün gelinen nokta hukuki boyutları ile ele alınmıştır.Nükleer ile ilgili her zaman sonuçsuz kalan çalışmaların artık sağlam ve uzun vadeli nükleer enerji politikaları üzerine oturtulması gerektiği vurgulanmıştır.Nükleer santrallerin çevresel etkileri ve tehlikeleri hakkında yanlış ve yetersiz bilgiden kaynaklanan görüş ve direnişlerin en aza indirgenmesi için üniversiteler ve TAEK tarafından planlanan bilgilendirme programının acilen uygulamaya konması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca nükleer enerji kanunu ve Türkiye’de kurulması planlanan santrallerin atıklarına getirilen çözümlerde dile getirilmiştir. Oturum:16 Türkiye Enerji Sektörü Yatırım Ortamının Değerlendirilmesi ve Enerji Özelleştirmeleri (Oturum Başkanı:İsa Altıntaş-ÖİB Proje Grup Başkanı), Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen özelleştirme çalışmaları hakkında bilgi verildi. Sektörün durumu ve strateji belgesi, dağıtım sektöründeki özelleştirme çalışmaları ve üretim sektöründe yapılan özelleştirme çalışmaları üzerinde duruldu. Birincil enerji talepleri hem global hem Türkiye açısından ele alındı. Enerji sektörü yatırım ihtiyacı yüksek senaryo üzerinden ifade edilmiştir. Enerji özelleştirmeleri yaklaşırken özel sektörün beklentileri yatırım ortamının nasıl iyileştirileceği konusunda önerilere yer verildi. Enerji özelleştirmelerinde rekabet hukuku uygulamaları rekabet politikası hakkında da bilgi verildi. Hukuki, politik ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir sistem kurulmasının öncelikli bir görev olduğu önemle vurgulanmıştır. Sonuç olarak dünyadaki gelişmeler daha yakından takip edilmelidir, gerçek maliyete dayalı fiyatlandırmaya geçilmelidir, güvenilir, inanılır ve uygulanabilir kurallar konmalıdır şeklinde özet sonuç yapılmıştır. Oturum:17 Enerji Teknolojileri ve Çevre (Oturum Başkanı: İbrahim Ergin- Erel Grup Yönetim Kurulu Başkanı) Tehlikeli atıkların enerjiye dönüşümü ile ilgili teknolojiler anlatılmış, termik santrallerde gaz emisyonlarının azaltılması ve ünite performansının iyileştirilmesi konusu çevre ile bağlantılı olarak ele alınmıştır.Ayrıca 19 Mayıs üniversitesi tarafından yeni tip Güneş kolektörlerinin tasarımı ve yapımı ve denenmesi hakkında bilgi verilmiştir.
|